Muhtelif Konular
Muvatta · 45 hadis · sayfa 1 / 2
Muvatta 1763
حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ صَفْوَانَ بْنَ سُلَيْمٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَأَلَهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَسْتَأْذِنُ عَلَى أُمِّي فَقَالَ " نَعَمْ " . قَالَ الرَّجُلُ إِنِّي مَعَهَا فِي الْبَيْتِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اسْتَأْذِنْ عَلَيْهَا " . فَقَالَ الرَّجُلُ إِنِّي خَادِمُهَا . فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اسْتَأْذِنْ عَلَيْهَا أَتُحِبُّ أَنْ تَرَاهَا عُرْيَانَةً " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَاسْتَأْذِنْ عَلَيْهَا " .
Ata' b. Yesar (r.a)'den rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir kişi: "Ey Allah'ın Resulü! Annemin yanına girmek için izin isteyecek miyim?" diye sordu. O da: "Evet" buyurdu. Adam: "Ben evde onunla beraber oturuyorum" deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ondan izin iste" buyurdu. Adam: "Ben ona hizmet ediyorum" dediğinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yine: "Ondan izin iste; onu çıplak olarak görmek ister misin?" buyurdu. Adam da: "Hayır" deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "O halde izin almadan yanına girme" buyurdu. (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatta'ında geçmektedir)
Muvatta 1764
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ الثِّقَةِ، عِنْدَهُ عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، أَنَّهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الاِسْتِئْذَانُ ثَلاَثٌ فَإِنْ أُذِنَ لَكَ فَادْخُلْ وَإِلاَّ فَارْجِعْ " .
Ebu Musa el Eş'ari (r.a)'den rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İzin isternek üç seferdir. İzin verilirse gir; yoksa geri dön." (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatta'ında geçmektedir)
Muvatta 1765
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ غَيْرِ، وَاحِدٍ، مِنْ عُلَمَائِهِمْ أَنَّ أَبَا مُوسَى الأَشْعَرِيَّ، جَاءَ يَسْتَأْذِنُ عَلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فَاسْتَأْذَنَ ثَلاَثًا ثُمَّ رَجَعَ فَأَرْسَلَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ فِي أَثَرِهِ فَقَالَ مَا لَكَ لَمْ تَدْخُلْ فَقَالَ أَبُو مُوسَى سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الاِسْتِئْذَانُ ثَلاَثٌ فَإِنْ أُذِنَ لَكَ فَادْخُلْ وَإِلاَّ فَارْجِعْ " . فَقَالَ عُمَرُ وَمَنْ يَعْلَمُ هَذَا لَئِنْ لَمْ تَأْتِنِي بِمَنْ يَعْلَمُ ذَلِكَ لأَفْعَلَنَّ بِكَ كَذَا وَكَذَا . فَخَرَجَ أَبُو مُوسَى حَتَّى جَاءَ مَجْلِسًا فِي الْمَسْجِدِ يُقَالُ لَهُ مَجْلِسُ الأَنْصَارِ فَقَالَ إِنِّي أَخْبَرْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ أَنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الاِسْتِئْذَانُ ثَلاَثٌ فَإِنْ أُذِنَ لَكَ فَادْخُلْ وَإِلاَّ فَارْجِعْ " . فَقَالَ لَئِنْ لَمْ تَأْتِنِي بِمَنْ يَعْلَمُ هَذَا لأَفْعَلَنَّ بِكَ كَذَا وَكَذَا . فَإِنْ كَانَ سَمِعَ ذَلِكَ أَحَدٌ مِنْكُمْ فَلْيَقُمْ مَعِي . فَقَالُوا لأَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ قُمْ مَعَهُ . وَكَانَ أَبُو سَعِيدٍ أَصْغَرَهُمْ فَقَامَ مَعَهُ فَأَخْبَرَ بِذَلِكَ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ . فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ لأَبِي مُوسَى أَمَا إِنِّي لَمْ أَتَّهِمْكَ وَلَكِنْ خَشِيتُ أَنْ يَتَقَوَّلَ النَّاسُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Rabia b. ebı Abdurrahman (r.a) ve diğer bazı alimlerden şöyle rivayet edildi: "Ebu Musa el Eş'ari, Ömer b. Hattab'ın huzuruna girmek için izin istedi ve üç sefer izin istediğini tekrarladı. Sonra geri dönüp gitti. Ömer arkasından adam göndererek çağırttı ve niçin girmedin?" diye sordu. Ebu Musa'da: "Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim: "İzin üç defa istenir, izin verilirse girersin, yoksa dönersin" buyuruyordu. Bunun üzerine Ömer: "Bunu senden başka kim biliyor? Eğer bana bunu bilen birisini getirmezsen sana şöyle veya böyle yaparım" dedi. Ebu Musa çıktı mescitteki ensardan meydana gelen bir gruba uğradı ve onlara ben Ömer b. Hattab'a Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'dan işittiğim: "İzin isternek üçtür; eğer izin verirse girersin, değilse dönüp gidersin" buyurduğunu işittiğimi haber verdim. O da: "Eğer bana bunu bilen başka birini getirmezsen sana şöyle böyle yaparım" dedi. Eğer aranızda bunu işiten varsa benimle gelsin deyince onlar Ebu Saıd el Hudrl'ye kalk onunla git dediler. O da gidip Ömer'e aynı hadisi aktarınca Ömer Musa'ya: "Ben seni itham etmiyorum. Fakat insanların Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem adına hadis uydurmalarından korkuyorum" dedi. Diğer tahric: Buhari, Buyu'; Müslim, Adab
Muvatta 1766
حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنْ عَطَسَ فَشَمِّتْهُ ثُمَّ إِنْ عَطَسَ فَشَمِّتْهُ ثُمَّ إِنْ عَطَسَ فَشَمِّتْهُ ثُمَّ إِنْ عَطَسَ فَقُلْ إِنَّكَ مَضْنُوكٌ " . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ لاَ أَدْرِي أَبَعْدَ الثَّالِثَةِ أَوِ الرَّابِعَةِ
Abdullah b. ebi Bekir (r.a)'in babasından rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Biri aksırırsa yerhamukallah (Allah sana rahmet eylesin) diye hayır ve bereketle dua et. Sonra yine aksırırsa yine aynısını söyle yine aksırırsa yine aynı karşılığı ver, yine aksırarsa: "Sen nezle olmuşsun" de." Abdullah b. ebi Bekir: "Bunu üçüncüden sonra mı yoksa dördüncüden sonra mı söylediğini bilmiyorum" dedi. Diğer tahric: Ebu Davud, Edeb
Muvatta 1767
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، كَانَ إِذَا عَطَسَ فَقِيلَ لَهُ يَرْحَمُكَ اللَّهُ . قَالَ يَرْحَمُنَا اللَّهُ وَإِيَّاكُمْ وَيَغْفِرُ لَنَا وَلَكُمْ .
Nafi' (r.a)'den rivayete göre, Abdullah b. Ömer aksırdığı zaman ona yerhamukallah denilince o da Allah size de, bize de rahmet eyleyip affetsin derdi. (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatla'ında geçmektedir)
Muvatta 1768
حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّ رَافِعَ بْنَ إِسْحَاقَ، مَوْلَى الشِّفَاءِ أَخْبَرَهُ قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي طَلْحَةَ، عَلَى أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ نَعُودُهُ فَقَالَ لَنَا أَبُو سَعِيدٍ أَخْبَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَنَّ الْمَلاَئِكَةَ لاَ تَدْخُلُ بَيْتًا فِيهِ تَمَاثِيلُ أَوْ تَصَاوِيرُ " . شَكَّ إِسْحَاقُ لاَ يَدْرِي أَيَّتَهُمَا قَالَ أَبُو سَعِيدٍ .
Abdullah b. ebi Talha (r.a.)'ın oğlu İshak'dan rivayete göre, Şifa'nın azadlı kölesi İshak şöyle haber vermiştir: "Abdullah b. ebı Talha ile beraber Ebu Saıd el Hudri'nin hastalığında ziyarete gittik. Ebu Saıd bize dedi ki: "RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle haber vermiştir: "İçerisinde heykel veya resim bulunan eve melekler girmez." (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatla'ında geçmektedir. ) * Ravi İshak, Ebu Said'in resim ve heykelden hangisini söylediği konusunda şüphe etti
Muvatta 1769
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي النَّضْرِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى أَبِي طَلْحَةَ الأَنْصَارِيِّ يَعُودُهُ قَالَ فَوَجَدَ عِنْدَهُ سَهْلَ بْنَ حُنَيْفٍ فَدَعَا أَبُو طَلْحَةَ إِنْسَانًا فَنَزَعَ نَمَطًا مِنْ تَحْتِهِ فَقَالَ لَهُ سَهْلُ بْنُ حُنَيْفٍ لِمَ تَنْزِعُهُ قَالَ لأَنَّ فِيهِ تَصَاوِيرَ وَقَدْ قَالَ فِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا قَدْ عَلِمْتَ . فَقَالَ سَهْلٌ أَلَمْ يَقُلْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِلاَّ مَا كَانَ رَقْمًا فِي ثَوْبٍ " . قَالَ بَلَى وَلَكِنَّهُ أَطْيَبُ لِنَفْسِي .
Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mes'ud (r.a.) Ebu Talha el Ensari'yi hastalığında ziyaret etti. Yanına vardığımda Sehl b. Huneyf'de orada idi. Ebu Talha bir adam çağırdı, altındaki sergiyi çıkarttırdı. Sehl b. Huneyf kendisine: "Onu neden çıkarıyorsun?" diye sordu. O da: "Çünkü onda resimler var, onlar hakkında da Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ne söylediğini biliyorsun." Sehl de: "RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kumaşlardaki nakış ve süslemeler hariç dememiş miydi?" deyince Ebu Talha: "Evet, ama çıkartmak kalbime daha hoş geldi" diye cevap verdi. (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatla'ında geçmektedir)
Muvatta 1770
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا اشْتَرَتْ نُمْرُقَةً فِيهَا تَصَاوِيرُ فَلَمَّا رَآهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَامَ عَلَى الْبَابِ فَلَمْ يَدْخُلْ فَعَرَفَتْ فِي وَجْهِهِ الْكَرَاهِيَةَ وَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتُوبُ إِلَى اللَّهِ وَإِلَى رَسُولِهِ فَمَاذَا أَذْنَبْتُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَمَا بَالُ هَذِهِ النُّمْرُقَةِ " . قَالَتِ اشْتَرَيْتُهَا لَكَ تَقْعُدُ عَلَيْهَا وَتَوَسَّدُهَا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ أَصْحَابَ هَذِهِ الصُّوَرِ يُعَذَّبُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يُقَالُ لَهُمْ أَحْيُوا مَا خَلَقْتُمْ " . ثُمَّ قَالَ " إِنَّ الْبَيْتَ الَّذِي فِيهِ الصُّوَرُ لاَ تَدْخُلُهُ الْمَلاَئِكَةُ " .
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarından Aişe (r.anha)'den rivayete göre, o üzerinde resimler bulunan bir yastık satın aldı. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu görünce kapının önünde durdu, içeri girmedi. Aişe onun yüzündeki hoşnutsuzluğu anladı ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın Rasulü! Yaptığım hatadan Allah'a ve onun Rasulüne dönüyorum. Ne suç işledim ki diye sordu. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bu resimli yastıkta ne oluyor?" dedi. Aişe de: "Onu Senin için satın aldım, üzerine oturursun veya yaslanırsın" deyince Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bu resimleri yapanlar kıyamet günü azab çekecekler, onlara: "Yaptığınız bu resimlere can veriniz" denilecek" buyurdu. Sonra da devam ederek: "İçerisinde resim bulunan eve melekler girmez" buyurdu. Diğer tahric: Buhari, Buyu'; Müslim, Libas ve Zi'ne
Muvatta 1771
حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي صَعْصَعَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّهُ قَالَ دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْتَ مَيْمُونَةَ بِنْتِ الْحَارِثِ فَإِذَا ضِبَابٌ فِيهَا بَيْضٌ وَمَعَهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ وَخَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ فَقَالَ " مِنْ أَيْنَ لَكُمْ هَذَا " . فَقَالَتْ أَهْدَتْهُ لِي أُخْتِي هُزَيْلَةُ بِنْتُ الْحَارِثِ . فَقَالَ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ وَخَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ " كُلاَ " . فَقَالاَ أَوَلاَ تَأْكُلُ أَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ " إِنِّي تَحْضُرُنِي مِنَ اللَّهِ حَاضِرَةٌ " . قَالَتْ مَيْمُونَةُ أَنَسْقِيكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مِنْ لَبَنٍ عِنْدَنَا فَقَالَ " نَعَمْ " . فَلَمَّا شَرِبَ قَالَ " مِنْ أَيْنَ لَكُمْ هَذَا " . فَقَالَتْ أَهْدَتْهُ لِي أُخْتِي هُزَيْلَةُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَرَأَيْتِكِ جَارِيَتَكِ الَّتِي كُنْتِ اسْتَأْمَرْتِينِي فِي عِتْقِهَا أَعْطِيهَا أُخْتَكِ وَصِلِي بِهَا رَحِمَكِ تَرْعَى عَلَيْهَا فَإِنَّهُ خَيْرٌ لَكِ " .
Süleyman b. Yesar (r.a)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanında Abdullah b. Abbas ve Halid b. Velid olduğu halde Haris'in kızı Meymune'nin evine girdi. Orada beyaz kelerler görünce: "Bunlar size nereden geldi?" diye sordu. O da kardeşim Haris kızı Hüzeyle hediye etti diye cevap verince Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Abdullah b. Abbas ve Halid b. Velid'e: "Yiyiniz" buyurdu. O ikisi de: "Sen yemez misin ey Allah'ın Rasulü!" dediler. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da: "Bana Allah tarafından bir melek topluluğu geliyor o yüzden meşgulüm" dedi. Meymune de: "Ey Allah'ın Rasulü! Sana içmen için yanımızda bulunan sütten verelim mi?" deyince Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Verin" dedi ve sütü içince: "Bu nereden geldi?" diye sordu. Ben de: "Onu bana kız kardeşim Huzeyle hediye etti" dedim. Bunun üzerine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Benden hürriyete kavuşması için izin istediğin cariye hakkında ne dersin? Onu kız kardeşine ver ve onunla bakmakla görevli olduğun kardeşine sılai rahimde bulun. Bu senin için daha hayırlıdır." (Sadece İmam-! Malik'in Muvatta'ında geçmektedir)
Muvatta 1772
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ الْمُغِيرَةِ، أَنَّهُ دَخَلَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْتَ مَيْمُونَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأُتِيَ بِضَبٍّ مَحْنُوذٍ فَأَهْوَى إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ . فَقَالَ بَعْضُ النِّسْوَةِ اللاَّتِي فِي بَيْتِ مَيْمُونَةَ أَخْبِرُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَا يُرِيدُ أَنْ يَأْكُلَ مِنْهُ . فَقِيلَ هُوَ ضَبٌّ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَرَفَعَ يَدَهُ فَقُلْتُ أَحَرَامٌ هُوَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ " لاَ وَلَكِنَّهُ لَمْ يَكُنْ بِأَرْضِ قَوْمِي فَأَجِدُنِي أَعَافُهُ " . قَالَ خَالِدٌ فَاجْتَرَرْتُهُ فَأَكَلْتُهُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ .
Halid b. Velid b. Muğıre (r.a.) RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımı Meymune'nin evine girdiğinde yanlarına kızartılmış keler getirildi. RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona elini uzatınca Meymune'nin yanında bulunan kadınlar şöyle dediler: "RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ın yiyeceği şeyin ne olduğunu ona bildirin. Bunun üzerine: "O kelerdir ey Allah' ın Raslilü" deyince Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem elini çekti. Bende: "Yoksa bu haram mı? Ey Allah'ın Rasulü" diye sordum. Bunun üzerine RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Hayır, fakat o benim memleketimde bulunmaz. Bu yüzden onu canım çekmedi" buyurdu. Halid der ki: "Onu önüme çektim ve RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ın gözü önünde yedim." Diğer tahric: Buhari, Zebaih; Müs!im, Sayd
Muvatta 1773
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَجُلاً، نَادَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا تَرَى فِي الضَّبِّ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَسْتُ بِآكِلِهِ وَلاَ بِمُحَرِّمِهِ " .
Abdullah b. Ömer (r.a.)'den rivayete göre, bir kimse RasliluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e seslenerek şöyle sordu: "Ey Allah'ın Rasulü! Keler hakkında ne buyurursun?" RasliluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: "Onu ne yer ne de haram ederim" buyurdu. Diğer tahric: Tirmizı, Et'ıme
Muvatta 1774
حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ خُصَيْفَةَ، أَنَّ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ سُفْيَانَ بْنَ أَبِي زُهَيْرٍ، وَهُوَ رَجُلٌ مِنْ أَزْدِ شَنُوءَةَ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يُحَدِّثُ نَاسًا مَعَهُ عِنْدَ بَابِ الْمَسْجِدِ فَقَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنِ اقْتَنَى كَلْبًا لاَ يُغْنِي عَنْهُ زَرْعًا وَلاَ ضَرْعًا نَقَصَ مِنْ عَمَلِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطٌ " . قَالَ آنْتَ سَمِعْتَ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِي وَرَبِّ هَذَا الْمَسْجِدِ .
RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'İn ashabından Ezdi Şenlie' (r.a.)'den bir adam mescidin kapısında insanlara hadis rivayet ederek şöyle dedi: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'dan işittim şöyle buyurdu: "Bir kimse bahçesini veya hayvanlarını korumak için değil de süs için köpek edinirse o köpek o kişinin amelinden her gün bir ölçek sevap eksiltir." Hadisin ravisi: "Sen bunu RasuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'dan bizzat işittin mi?" diye sorunca: "Mescidin Rabbine yemin ederim ki evet" diye cevap verdi. Diğer tahric: Buhari, Hars ve Müzaarea; Müs!im, Müsakat
Muvatta 1775
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنِ اقْتَنَى كَلْبًا إِلاَّ كَلْبًا ضَارِيًا أَوْ كَلْبَ مَاشِيَةٍ نَقَصَ مِنْ عَمَلِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطَانِ " .
Abdullah b. Ömer (r.a.)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim av köpeği veya koyun köpeği dışında köpek beslerse bu köpek o kişinin sevabından her gün iki ölçek eksiltir." Diğer tahric: Buhari, Zebaih; Müslim, Müsakat
Muvatta 1776
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ بِقَتْلِ الْكِلاَبِ .
Abdullah b. Ömer (r.a.)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vazifesiz köpeklerin öldürülmesini emretti. Diğer tahric: Buhari, Bed-il Halk; Müslim, Müsakat
Muvatta 1777
حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " رَأْسُ الْكُفْرِ نَحْوَ الْمَشْرِقِ وَالْفَخْرُ وَالْخُيَلاَءُ فِي أَهْلِ الْخَيْلِ وَالإِبِلِ وَالْفَدَّادِينَ أَهْلِ الْوَبَرِ وَالسَّكِينَةُ فِي أَهْلِ الْغَنَمِ " .
Ebu Hureyre (r.a)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Küfrün başı doğu tarafındadır. Büyüklük iddiası ve başkasını küçük görmek deve ve at sahiplerindedir. Vakar ve alçak gönüllülük koyun sahiplerindedir." Diğer tahric: Buhari, Bed-il Halk; Müslim, İman
Muvatta 1778
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي صَعْصَعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يُوشِكُ أَنْ يَكُونَ خَيْرُ مَالِ الْمُسْلِمِ غَنَمًا يَتْبَعُ بِهَا شَعَفَ الْجِبَالِ وَمَوَاقِعَ الْقَطْرِ يَفِرُّ بِدِينِهِ مِنَ الْفِتَنِ " .
Ebu Said el Hudri (r.a.)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Müslüman'ın en hayırlı malı dağ başlarında ve vadilerde arkasından dolaştığı koyunları olacaktır. O dinine bağlılığı sebebiyle fitnelerden kaçacaktır." Diğer tahric: Buhari, Bed-il Halk
Muvatta 1779
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَحْتَلِبَنَّ أَحَدٌ مَاشِيَةَ أَحَدٍ بِغَيْرِ إِذْنِهِ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَنْ تُؤْتَى مَشْرُبَتُهُ فَتُكْسَرَ خِزَانَتُهُ فَيُنْتَقَلَ طَعَامُهُ وَإِنَّمَا تَخْزُنُ لَهُمْ ضُرُوعُ مَوَاشِيهِمْ أَطْعِمَاتِهِمْ فَلاَ يَحْتَلِبَنَّ أَحَدٌ مَاشِيَةَ أَحَدٍ إِلاَّ بِإِذْنِهِ " .
İbn-i Ömer (r.a)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Hiçbir kimse diğerinin davalarını izni olmaksızın sağmasın. Sizden biri odasının kendine verilmesini ve deposunun kırılıp yiyeceğinin, alınmasını ister mi? Bunun gibi davarların memeleri de onların yiyeceklerini depo eder; o halde hiçbir kimse diğerinin davarını izni olmaksızın sağmasın." Diğer tahric: Buhari, Lukata; Müslim, Lukata
Muvatta 1780
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا مِنْ نَبِيِّ إِلاَّ قَدْ رَعَى غَنَمًا " . قِيلَ وَأَنْتَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " وَأَنَا " .
Malik'e ulaşan bilgilere göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Koyun gütmemiş hiçbir peygamber yoktur." "Sende mi ya Rasulallah" deyince: "Bende" buyurdu. Diğer tahric: Buhari, İcara
Muvatta 1781
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ، كَانَ يُقَرَّبُ إِلَيْهِ عَشَاؤُهُ فَيَسْمَعُ قِرَاءَةَ الإِمَامِ وَهُوَ فِي بَيْتِهِ فَلاَ يَعْجَلُ عَنْ طَعَامِهِ حَتَّى يَقْضِيَ حَاجَتَهُ مِنْهُ .
Nafi' (r.a)'den rivayete göre, İbn-i Ömer'e akşam yemeği getirilir, bu arada evinde iken imarnın okumasını işitir. Yemeğini yiyinceye kadar acele etmezdi. (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatta'ında geçmektedir)
Muvatta 1782
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ عَنِ الْفَأْرَةِ تَقَعُ فِي السَّمْنِ فَقَالَ " انْزِعُوهَا وَمَا حَوْلَهَا فَاطْرَحُوهُ " .
Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımı Meymune (r.anha)'dan rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yağ içerisine düşen farenin durumu sorulunca: "Fareyi ve etrafında bulunan yağı atınız" buyurdu. Diğer tahric: Buhari, Zebaih ve Sayd
Muvatta 1783
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي حَازِمِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنْ كَانَ فَفِي الْفَرَسِ وَالْمَرْأَةِ وَالْمَسْكَنِ " . يَعْنِي الشُّؤْمَ .
Sehl b. Sa'd es-Saidi (r.a)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Uğursuzluk varsa atta, kadında ve evde olabilir." Diğer tahric: Buhari, Cihad ve Siyer; Müslim, Selam
Muvatta 1784
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ حَمْزَةَ، وَسَالِمٍ، ابْنَىْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الشُّؤْمُ فِي الدَّارِ وَالْمَرْأَةِ وَالْفَرَسِ " .
Abdullah b. Ömer (r.a.)'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Uğursuzluk varsa atta, kadında ve evde olur." Diğer tahric: Buhari, Nikah; Müslim, Selam
Muvatta 1785
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّهُ قَالَ جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ دَارٌ سَكَنَّاهَا وَالْعَدَدُ كَثِيرٌ وَالْمَالُ وَافِرٌ فَقَلَّ الْعَدَدُ وَذَهَبَ الْمَالُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " دَعُوهَا ذَمِيمَةً " .
Yahya b. Said (r.a)'den rivayete göre, şöyle demiştir: "Bir kadın Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: "Ey Allah'ın Raslilü! Oturduğumuz bir ev var. Nüfusumuz kalabalık malımızda çoktu. Şimdi nüfusumuz azaldı. Malımız da yok oldu" deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "O kötü evi terk ediniz" buyurdu. Diğer tahric: Ebu Davud, Tıb
Muvatta 1786
حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ قَالَ لِلَقْحَةٍ تُحْلَبُ " مَنْ يَحْلُبُ هَذِهِ " . فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا اسْمُكَ " . فَقَالَ لَهُ الرَّجُلُ مُرَّةُ . فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اجْلِسْ " . ثُمَّ قَالَ " مَنْ يَحْلُبُ هَذِهِ " . فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا اسْمُكَ " . فَقَالَ حَرْبٌ . فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اجْلِسْ " . ثُمَّ قَالَ " مَنْ يَحْلُبُ هَذِهِ " . فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا اسْمُكَ " . فَقَالَ يَعِيشُ . فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " احْلُبْ " .
Yahya b. Said (r.a)'den rivayete göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sağılır bir deve hakkında: "Bunu kim sağacak?" diye sorması üzerine bir kimse kalktı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona: "ismin nedir?" diye sordu. Adam: "Murre" deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Otur" dedi. Sonra: "Bunu kim sağacak?" diye sordu. Başka biri kalktı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona da: "ismin ne?" dedi. O da: "Harb" diye cevap verdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: "Otur" dedi. Sonra yine: "Bunu kim sağacak?" diye sordu. Başka biri kalktı: "Adın ne?" diye sordu. Adam da: "Yeiş" diye cevap verdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da ona: "Sen sağ" buyurdu. (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatta'ında geçmektedir)
Muvatta 1787
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، قَالَ لِرَجُلٍ مَا اسْمُكَ فَقَالَ جَمْرَةُ . فَقَالَ ابْنُ مَنْ فَقَالَ ابْنُ شِهَابٍ . قَالَ مِمَّنْ قَالَ مِنَ الْحُرَقَةِ . قَالَ أَيْنَ مَسْكَنُكَ قَالَ بِحَرَّةِ النَّارِ . قَالَ بِأَيِّهَا قَالَ بِذَاتِ لَظًى . قَالَ عُمَرُ أَدْرِكْ أَهْلَكَ فَقَدِ احْتَرَقُوا . قَالَ فَكَانَ كَمَا قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ رضى الله عنه .
Yahya b. Said (r.a)'den rivayete göre, Ömer b. Hattab bir kimseye: "Adın ne?" diye sordu. O da: "Cemre" diye cevap verdi. Ömer: "Kimin oğlusun?" diye sordu. "Şihab'ın oğluyum" dedi. "Kimlerdensin?" diye sordu. "Hurakadanım diye" cevap verdi. "Evin nerededir?" diye sorunca "Harratünnar'da" diye cevap verdi. Ömer: "Hangisi?" diye sorunca adam: "Alevlisi" diye cevap verdi. Ömer öyleyse ailene yetiş yandılar" dedi. Adam: "Ömer b. Hattab'ın dediği gibi oldu" dedi. (Sadece İmam-ı Malik'in Muvatta'ında geçmektedir)
Muvatta'in diğer bölümleri
Ziraat
Söz ve Konuşma
Kader
Giyim
Hac
Rüyalar
Küsûf (Ay-Güneş Tutulması)
Akîka
Ferâiz (Miras)
Saç ve Tarama Âdâbı
Âzat ve Velâ
Güzel Ahlak
Cinâyetler
İstiskâ (Yağmur Duası)
Şüf'a (Ön Alım)
İlim
Namaz
Selamlaşma
Alışveriş
Radâ (Süt Emme)
tüm bölümler
Hidayet uygulaması — namaz vakti bildirimi, sesli Kur'an dinleme, kıble pusulası, tesbihmatik ve yapay zekâ destekli soru-cevap. Kurulum gerektirmez, tarayıcıdan açılır.
Ücretsiz kullan